Selam terimi Arapça “s l m” kökünden oluşup, İbranice “şalom” ve Akatça “şalāmu/şulmu” kelimeleri ile aynı anlamlara gelmekte; maddi ve manevi sıkıntılardan kurtulmak, barışa ve esenliğe kavuşmak, sağlıklı ve ‘güvenli olmak’ demektir. Bu kelimeler etimolojik olarak aynı kökten gelmektedir.
Ülkemizde ‘selam’ İslam dinin mefhum olarak algılanıyor, bir fişleme aracı olarak kullanılıyor ama selam kelimesi köken ve anlam olarak incelendiğinde sadece İslam’a veya sadece Yahudilere ait olmadığı açıkça görülüyor. Bu kelime bir kod, bir etiket, bir fiş gibi kullanıldığında; barışta, sağlıkta, esenlikte birlik olması gereken insanlığı ayrıştırmaktadır ve kelime gerçek amacından ve anlamından uzaklaşmaktadır. Selamın yayılması diller, dinler, inançlar ve milletler üstü olan insani davranıştır. Bu bakımdan selamı yaymak, aramızda barışı, esenliği yaymak, empati kurup birbirimizin dertleriyle dertlenip, maddi ve manevi anlamda birbirimizin sıkıntılarını gidermek, yardımlaşmak manasındadır. Yoksa okkalı bir “esselamu aleykum ve rahmetullah ve bereketuhu” demek değildir.
İnsanlar birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta, birbirlerini korumakta ve barışı, esenliği istemekte; yani selamı istemekte tek bir vücut gibi olmalıdırlar. Bir acıyı bir aksaklığı bütün vücut hissetmeli, bu vücudun kalbi canının yandığı yerde atmalıdır. Selamı istemek ve yaymak, bir dinin bir ırkın, bir zümrenin değil her insanın görevi ve borcudur.
Selamı yaymak, onu doğru anlayarak ve yaşayarak olur.
Selam yayılmasını istemek, bir yaşama biçimidir…
Selam olsun…
Selam olsun…
Muhsin KAYMAKÇI







