Mevcut milletvekili yemini; aman bunu unutmayalım, aman şu da eksik kalmasın mantığı ile darbeciler tarafından hazırlatılmıştır. Haliyle anlam bakımında çorba olmuş. Her ‘eksik kalmasın’ talebi düşünce ve ifade özgürlüğüne bir darbe, bir kelepçe olmuş ve ifade ve düşünce özgürlüğünü sınırlamıştır.
Ülkemizde çeşitli inançlardan, çeşitli kültürlerden, çeşitli milletlerden, çeşitli dinlerin çeşitli mezheplerinden, çeşitli ideolojilerden vatandaşlar var. Hepsinin kendine göre farklı kutsalı veya daha kutsal saydığı değerler ve kişiler var. Bize çok saçma gelebilir ama her kültürün farklı yeminleri var.
Mesela: İngilizce şahitlik, tanıklık etmek anlamına gelen ‘testify’ ile ‘testis’ aynı kökten gelmektedir çünkü Eski Roma’da erkekler şahitliği testisleri üzerine yapmalarıyla bu adı almıştır.
Türkiye kozmopolit bir yapıya sahipken neden milliyetçilik gibi tekil toplumcu bir düşünce üzerine yemin etmek zorunda olalım ki?
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ifadesi üzerine yemin edeceğiz ama milletvekili seçilebilme için ön şartlar isteyeceğiz ve milli iradeyi şarta bağlayacağız. Bu yemin ederken bile yalan söylemek değil midir?
Anayasaya sadakat yemini edip onu kutsallaştırılırsa peki nasıl onu değiştirebiliriz ki? Tutamayacağımız bir sadak yemin vermiş olmaz mıyız?
Bir ateistin ‘vallahi’ diyerek Allah’ı şahit göstererek yemin etmesi ne kadar saçma, anlamsız, içi boş ve değersiz ise bir milletvekilinin de inanmadığı ve kabul etmediği değerler ve ideolojiler üzerine yemin vermesi de o kadar saçma, anlamsız ve ironiktir.
Atatürk’ün ilkelerini kabul etmeyen biri neden onun üzerine yemin versin ki?
Şapka devrimi gibi saçma ve gereksiz bir kanun üzerine neden yemin edilsi n ki?
Neden elin Latin harfleri üzerine yemin edelim ki?
‘Namus’ kavramın kutsallaştırmak gibi fazlasıyla ilkel, erkil ve geri bir ifade üzerine yemin edelim ki?
Yemin çok mu gerekli bir şey? TBMM kurulduğundan beri yüzlerce milletvekili geldi geçti kaç tanensi yemine sadık kaldı?
Biliyor musunuz? TBMM’nin ilk açıldığı gün 23 Nisan 1920’de kimse yemin etmedi. 1921’de çıkarılan ve ilk Türkiye’nin anayasası kabul edilen Teşkilatı Esasiye’de de yemin filan yoktu.
İlk yemin fikrini ortaya atan Bilecik milletvekili Fikret Bey yüce divanda yargılandı ve suçunu itiraf etti. Biliyor muydunuz?
Yemin gerçekten çok gerekli diyorsanız; İlk yemini en temiz olanınız etsin…
Muhsin KAYMAKÇI









